Koray ÜLGER
NEFES GİDİNCE ODADAN, BOSTANDAN…
30.07.2017

Köye gittim hafta sonu, hani o çocukluğumun geçtiği, dünyanın sadece orası kadar olduğu, içerisinde paranın, gayri meşru ilişkilerin, üç kağıdın, şirazesi bozuk insanların, yalanın dolanın, riyanın, yapmacıklığın olmadığı, anlamı bilinmeyen yılların, yokluğun ama mutluluğun ölçüt olduğu günlere döndüm sadece 2 gün…

Cennet diye bildiğim bahçeme koştum ki, dedemin lafı geldi aklıma…

“Oğlum nefes giderse bir yerden, her şey de onunla gider…”

Anlamamışım ne demek istediğini rahmetlinin…

Harbiden öyle nefes gttimi mekandan, her şey gidiyor onlarla beraber…

Dediğim gibi cennet bilirdik,

Türlü türlü meyve ağaçları, hani derler ya adımı diksen büyütür diye, öyle verimli bir toprak, ya şimdi,

Kuru kuru ağaçlar, yeşilin her tonu varken, şimdi çorak, kurak bir ot dahi bitmeyen yazının tepesi haline gelmiş…

Şekerpare kayısı ağaçları vardı 3 tane yiyemezdin arka arkasına, keserdi, tadından yenmezdi…

Şimdi ark tarafında bakan kısım hafif de olsa can çekişiyor, diğer taraf ya diğeri tamamen kurumuş…

O eski evlerin olduğu yerler gittim.

Gitmez olaydım…

Bari keşke görmeseymişim arkadaş…

O çocukluğumu kahramanı ev kalsaydı aklımın köşesinde…

O kahraman kadınlar, Nafiye teyze kalsaydı aklım da…

Ya da Peri hala…

Ya da Özgül ablalar, pasta yapsalardı yine,

Aysel’le koşsaydık…

Yine o okula gitseydi…

Bende habersiz ayakkabılarını giyip top oynasaydım…

Ve sonra yırtılsaydı onlar…

Ne ağlamıştı be, ne üzülmüştü Aysel o ayakkabılara…

Zira Spor ayakkabısıydı ki bulmak ne mümkün…

Yine kuzu büyütseydik, elimizde arpa tasıyla…

Yine uzun makarna yiyebilseydik dedemden gizli gizli…

Neymiş efendim solucana benziyormuş,

İyi benziyorsa lüküs o kardeşim…

Tilivizyonda dahi gördük onu, uzun makarna…

Makarna dan da yemek mi olur deme dedem, deme

Biz onu bir halt zannediyorduk,

Şehir yemeğiydi ya hani…

Şehirli olmak bir b.ktu sanki…

Köyden kurtulmak hevesti ya içimizde…

Bir çok söylediklerini anlamazdım…

Neymiş efendim cevizin altında yatılmazmış, yav niye yatılmasın…

Bugün biliyorsun artık, yatılınca kalkılmazmış…

Ya o merkepler…

Akşamın köründe beklemez miydim yolunu, iki ata, bilemedin eşeğe binecem diye…

Ya nasıl kıymetli varlıklardı.

Akşama kadar kısrak sırtından inmemek…

Ya o sulama günleri…

Zaman salma sulama zamanı…

Elinde kürek dönümlerce bostan sula…

Bir de başından sakın ha ayrılma…

Mastaba yıkılır… Masta ne mi?

Bahçe duvarı…

Hama halikten örülmüş…

Halik mi ne?

Ne olacak ufak taş parçaları, hani en işe yaramaz olanlarından…

Ama her şey değerlendirilmek zorundadır.

Çünkü yoktur, yokluk vardır.

Ama mutluluk da vardır.

Yani mutluluk yokluk mu demektir.

Bana göre öyle o zaman hiçbir şeyimiz yoktu, garibandık ama mutluyduk.

Şimdi evlerimiz var, hem de tanelerce…

Evlerde kelle başınca araba…

Aylık arabanın masrafları geliyor bazen aklıma, vallahi iki aile komple geçinirdi bundan 30 sene evvel o paralara…

Ha kimse de yoktu…

Arkadaşlarımızda kara lastik giyerdi bende…

Onların çorapları da yamalıydı, pantolonları gibi…

Benimkilerde…

Vallahi mutluyduk…

Mücella gelirdik, çocukluğum aşkı…

Horoz şeker getirirdi ki, ohooo dünyalar benim…

Şimdi horozu şekere batırsan çocuklar keyif almıyor kardeşim…

Mutluluğu bilmiyorlar, mutlu olmak nedir anlamıyorlar…

Her istedikleri, istedikleri anda oluyor çünkü…

Kıymet bilinmiyor, erişim çok kolay...

Daha neler yazıcan neler de…

İşte üslup…

Üslubu bozmamak lazım…


Bu yazı 2996 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM