Mesut KOÇ
MADALYONUN İKİ YÜZÜ
10.01.2017

Eve bu gün 10 Ocak. Benim gibi birçok meslektaşım, haberlerini, köşe yazılarını ve yorumlarını bu gün mesleki anlamda yaşanan gelişmelere endeksli kaleme alıp yorum yapacaktır. Olsun. Yılda bir kez de olsa bırakın bizlerde sorunlarımızı anlatalım. Çözüme kavuşur veya kavuşmaz ama biz yine de bildiğimiz doğruları haykıralım.

 

Gazetecilik meslek ilkesinde “Doğruluk ve Tarafsızlık” rehberimiz olsa da biraz öz eleştiri yapacak olursak, kimi meslektaşlarımız bazen şirazeyi kaydırıyor. Ya birilerinin kalemşorluğunu yapıyor, ya da kıyısından köşesinden alet oluyor.  Belki içinde bulunduğu sistem kendini o çarkın içerisine çekiyor olabilir ama bunun temeline inip nedenlerini araştırmak gerektiği kanaatindeyim.

 

1996 yılında gazetecilik mesleğine başlayan ve aradan geçen 21 yıla rağmen doğru bildiklerimi her ortamda söyleyen bir yapıdayım. Bunu söylerken belki kimisi “Bırak Kardeşim Kendi Kendini Met Etme” diyebilir. Varsın kim ne derse desin. Herkez fikrinde hür vicdanında hürdür ancak benim doğrularım kimine göre eğri olabilir. Ancak bunun yolu klavyeye sarılıp sosyal medya diye nitelendirdiğimiz mecralardan savaş açmak değildir. Her medeni toplumda olduğu gibi bizlerde iletişime açık insanlarız.

 

Peki, yazımın başlığında belirttiğim gibi madalyonun iki yüzüne bir göz atalım. Konunun bir cephesinde Medya çalışanları, diğer yanında ise medya patronları var. Aslına bakarsanız madalyonun her iki yüzü de aynı, gazeteciler sosyal yönden hakkı olanı alamamaktan dert yanarken, işverenler ise biraz daha istihdama katkı sağlamak için çok ciddi mücadele içerisinde.

 

Medyanın çok etkin bir görevi yürüttüğü belirtilirken neden halen 3 maymun oynanıyor. Neden hem çalışan, hem de işveren cephesinin çığlıklarına kulak tıkanıyor. Öyle ya, gazetecilik görevi kutsaldır. Bizlerde bu kutsal görevi yerine getiren elçileriz. Net bir ifadeyle konuyu özetlemek gerekirse, “biz gazeteciler Cumhurbaşkanı ile aynı masada oturup yemek yiyen, ancak mesai bittiği zaman evine otobüsle dönen insanlarız” neden bu bölümü tırnak içerisinde yazdığımı anlatmak gerekirse, kimilerinin düşündüğü gibi biz gazeteciler çok ciddi rakamlara çalışan kişiler değiliz. “Birçoğumuz” devletin belirlediği asgari ücretle çalışan kişileriz. Belki günah keçisi olarak medya patronları gözüküyor ama ben eminim ki onlarda çalışanlarının daha iyi şartlarda çalışmasını arzu eder.

 

Evet, “10 Ocak çalışan Gazeteciler Günü” bu gün bizlere atfen kutlanan bir gün. Hoş adı kutlama olsa da bizler her yıl 10 Ocak, sorunlarımızı haykırdığımız bir gün oluyor. Peki, dönüp bakınca bir önceki yıla oranla ne değişmiş? İşte burası en büyüğünden soru işareti…

 

Ne güzel söylemişler, “Terzi Kendi Söküğünü Dikemez” bizlerde sıkıntılarımızı anlatıyoruz anlatmasına ama çözül noktasında maalesef henüz istenilen noktaya gelemedik.

 

Temennim, Daha mutlu ve daha huzurlu yarınlara ulaşmak.

 

Esen kalın… 


Bu yazı 2128 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM