Koray ÜLGER
AHLAK DERSİ – 2
26.09.2017

Yavuz Selim, celadetli, ferasetli ve kadirşinas biri idi. Devletin mühim işleri için başa getireceği adamları seçmede çok titiz davranır ve büyük bir isabet sağlardı. Bir gün vezirlerden Piri Paşa, Rumeli Beylerbeyi Çoban Mustafa Paşa’nın muavini olmasını teklif edince Sultan Selim: “Ben deli değilim, öyle bir adamı tayin edeyim.” diyerek onun teklifini kabul etmez. Fakat aradan bir kaç ay geçtikten sonra Piri Paşa önceki teklifini ısrarla tekrarlar, bunun üzerine Yavuz Sultan Selim: “Mademki Mustafa Paşa’nın vezir olmasını çok istiyorsun, o zaman o senin vezirin olsun.” diyerek istemediği hâlde Piri Paşa’nın teklifini kabul eder.

Aradan birkaç ay geçer ve bir arz gününde Mustafa Paşa, Piri Paşa’nın arzlarının yanlış olduğunu ileri sürerek itiraz eder. Yavuz Selim: “Yanlışları ne ise söyle.” deyince, Mustafa Paşa, Piri Paşa aleyhinde çok şeyler söyler. Bunun üzerine Sultan Selim elindeki okla Mustafa Paşa’nın başına vurarak: “Bire hain adam, bunca zamandan beri hizmetimi gören birinin ne yaptığını bilmez miyim? Sen benim vezirim değil, anın vekilisin ve bu rütbeye de anın arzıyla nail oldun.” diyerek huzurundan kovar ve onu idam ettirmek ister. Fakat Piri Paşa’nın ısrar etmesiyle bu fikrinden vazgeçer. Bu hadise de Yavuz Sultan Selim’in adamlarına olan itimadını, adam seçmedeki isabetini ve onlara verdiği değeri açıkça ortaya koymaktadır.

Yavuz Selim, israftan ve gösterişten son derece sakınırdı. Nitekim Yavuz Selim, mütevazi bir köşk yapılması için Abdüsselam Bey adında birini görevlendirir. Bu zat çok ihtişamlı bir köşk yapınca Yavuz Selim son derece hiddetli bir şekilde;“Ben sana bu kadar para sarfına ruhsat vermemiştim; basit bir gölgelik yapmanı istemiştim.” deyince Abdüsselam Bey çok zor duruma düşer ve durumunu kurtarmak için de köşkü kendi parasıyla yaptığını söyler ve hediye olarak kabulünü istirham eder.

Yavuz Selim: “Eğer bir sultanın, arkasını kollayacağı ve sırtını yaslayacağı yetişkin kurmayları varsa, o sultan zaferden zafere koşabilir.” derdi ve yakın arkadaşlarına “âlicenap ve fedakâr arkadaşlarım” diye hitap ederdi. Onun dostları da ona can u gönülden, samimiyet ve sadakatle bağlı idiler. Yavuz Selim saltanatın başına geçince yakın arkadaşlarına makam teklifinde bulunmuşsa da onlar; “Bizim için, ila-yı kelimetullah uğrunda ve ittihad-ı İslam yolunda sizinle beraber olmaktan daha büyük bir makam, şeref ve izzet olamaz.” diyerek, makam ve mevkide gözlerinin olmadıklarını ve ona olan bağlılıklarını ortaya koymuşlardır.

Sultan Selim’in saltanatın başına geçmesi, yeni bir hidayet meşalesinin yanmaya başladığı mühim bir dönüm noktasıdır. Onun arkasında bulunan âlicenap, cihangir, kahraman ve necip ordu da bütün cihanın hayret ve takdirini celb etmiştir.

O koca sultan necip İslam milletine yeni bir aksiyon, yeni bir hayat, yeni bir kan bahşetti. Zamanın âlimleri onun siyaset sahasında asrının mücedditi olduğunu ittifakla ifade etmişlerdir. Osmanlı padişahları içerisinde bazı özellikleri ile Hz. Ömer’e en çok benzeyen kişi olarak temayüz etmiştir.

Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı Yavuz Selim in şahsiyeti ile ilgili olarak şunları nakletmektedir:

“Yavuz Sultan Selim uzuna mail orta boylu, toparlak kırmızı yüzlü, çatma siyah kaşlı, iri kemikli büyük başlı, koç burunlu, boynu uzun, gür bıyıklı ve tıraşlı, yani sakalsız, yarı belinden yukarısı aşağısına nispetle kısa, bakışı müessir yani keskin ve nafiz, mizacı asabi idi; konuşurken bazı kelimeleri fart-ı zekâ ve asabiyetinden dolayı birkaç defa tekrarlardı.”3

Başka bir rivayete göre ise Selim Han, orta uzun boylu, kırmızı çehreli, sakalsız ve uzun bıyıklı idi. Nazarları nafiz ve müessir, mizacı asabi idi. Bir işe karar vermeden evvel çok düşünür, istişare eder, kendi fikrine muhâlif olsa bile her reyi dinler ve hak söz ise kabul ederdi. Bir kere karar verince asla dönmez, hemen icraata geçer ve o devrede aksi fikir serdedenlere müsamaha etmezdi. Çok iyi bir haber alma teşkilatı kurmuştu, buna rağmen bazı mühim mevzuları bizzat kendisi tahkik ederdi.

Yavuz Selim, devlet işlerinde kati bir programla hareket eden hükümdardı. O herhangi bir işi kesin olarak meydana koymadan evvel, muhtelif yollarla o mevzu hakkında vezirlerin ve sair alakadarların mütalaalarından istifade eder ve günlerce düşünürdü. Kesin kararını verdikten sonra da o kararından asla dönmezdi. İradesi ve azim kudreti, derin görüşü ve yüksek dehasıyla babası zamanında devlet yönetimini atalete sürükleyenleri saf dışı etmiştir.

Yavuz Sultan Selim, çelik gibi iradesi, azim kudreti, derin görüşü ve yüksek dehasıyla babası zamanında uyuşuk ve durgun bir hâle gelmiş olan idareyi kısa bir zamanda çevik ve cevval bir hâle getirmiştir. Kurmuş olduğu muntazam ve güçlü istihbarat teşkilatı sayesinde dâhilî ve harici meselelerden anında haberdar oluyordu. Mühim işlerde bizzat kendisi tahkikat yapar, kötü haberler aldığı zaman: “Siz işlere bakmıyorsunuz.” diye vezir-i azamları azarlar, bazen da hapsettirirdi. Hersekzade Ahmed Paşa ile Piri Mehmed Paşa bu vartaya uğrayanlardandır.

“Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.”4

ayetini kendisine rehber edinen Yavuz Selim Han, devlet işlerine ehil ve kabiliyetli adamları seçer, vazifesinde muvaffak olanları hemen mükâfatlandırırdı.

Mısır seferi esnasında vukuu bulan şu hadise de Yavuz’un bu konudaki hassasiyetini ortaya koymaktadır. Birtakım masraflar için hazineden henüz para ulaştırılamamış, bunun için de zengin bir tüccardan borç alınmıştı. Defterdar, daha sonra hazineden gelen paradan tüccardan alınan borcu takdim etmek isteyince, tüccar defterdara şöyle bir teklifte bulunur:

“Benim servetim çoktur ve bir oğlumdan başka kimsem de yoktur. Eğer kabul ederseniz, size borç olarak verdiğim o parayı hazineye bağışlayayım, buna mukabil siz de benim oğluma devlet kapısında bir iş verin, onu askerlik sınıfına alın.”

Defterdar tüccarın bu talebini Yavuz Sultan’a arz edince, Padişah son derece öfkelenir ve defterdara haykırarak şöyle der:

“Para ile asker yazılmaz, kanun-u kadim bozulmaz. Bana getirdiğiniz şu usulsüz ve çirkin teklifinizden dolayı yemin ederim ki, seni de teklif sahibini de katlettirirdim; fakat Sultan Selim, insanların “parasına tamah ettiği için tüccarı ve defterdarı öldürttü” demelerinden çekinirim. Çabuk bezirganın parasını iade edin ve bir daha huzuruma böyle kanuna uygun olmayan tekliflerle gelmeyin.” 


Bu yazı 1246 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM