Koray ÜLGER
HÜDAVENDİGAR
17.12.2017

Sultan Murad, pençesine al boya sürerek fermandaki imza yerine elini bastı. Bu âdet, ta Oğuz hanlarından kalma idi. Osmanlı padişahlarının imzaları olan tuğralar, eski atalar âdetinin devamıdır. Sultan Murad’ın elini bastığı ferman, Venedik kıyısındaki Rakuzalılara gönderiliyordu. Senelik vergi karşılığı Osmanlıların himayesini istemişlerdi.  Zaten bütün Balkan milletleri, Osmanlı adaletine kavuşmak için can atıyorlardı. Çünki Osmanlıların girdikleri yerlerde, ancak İslam adaleti ve merhameti hüküm sürüyordu.O zamana kadar Bursa kadısı olan Çandarlı Kara Halil, ilk kadıasker (kazasker) tayin edilmişti. Ordu büyüdükçe, ülkeler fethedildikçe, ordunun din işleri ve adalet işleri fazlalaştı. Kazasker, ordunun en yükse hakimi idi. Sultan Murad, babasının azadlısı Lala Şahin Paşa’yı da Serasker yapmıştı. Onun kumandasında ordusunu Rumeli’ye gönderdi. Gazi Evranos ve Hacı İlbeyi, efsane kahramanı gibi çarpışmakta idiler. O kadar çok ganimet malı toplanıyordu ki, bu servetle Osmanlı ülkesi, baştan başa imar ediliyordu. Camiler, medreseler, şifahaneler, imaretler, hanlar, kervansaray lar, yollar, köprüler memleketin her tarafını kaplamıştı. Osmanlı İmparatorluğunun bu yükselme ve ilerleme devrinde, padişahın üç oğlu sünnet olacaktı. Bâyezid, Yakub ve Savcı beylerin sünnet düğününe, dost düşman herkes davet edildi. Bütün yabancı devletler, hediyeler gönderdiler. Dostlar sürur bulsun, düşmanlar haset kalsın diye, düğün çok ihtişamlı yapılıyordu. Şehzadelerle birlikte, ne kadar fakir Müslüman çocuğu varsa, onlar da sünnet edildiler, düğüne katıldılar. Memleket in müslim, gayrimüslim bütün fakir çocukları giydirildi, doyuruldu. Düğün ziyafetinde 40 koç, 40 deve kurban edildi. Dervişler, gaziler, beyler, ağalar, paşalar, vezirler, elçiler, zengin fakir bütün davetliler 40 gün ağırlandılar. 40 gece sonra münasip armağanlarla uğurlandılar. Elçiler memleketlerine dönünce, krallarına, şövalyelerine, prens ve prensesleri ne, bu sünnet düğününü 40 gün 40 gece anlattılar. Osmanlı İmparatorluğunun kudretini, saltanatını ve misafirperverliğini unutamadılar.O devirde yaşayan İslam büyükleri ve onların yetiştirdikleri talebeleri bütün Osmanlı ülkesini nurlandırıyordu. Sultan Murad Han da babası Orhan ve dedesi Osman Gazi gibi çok dindardı. Aynı zamanda ehl-i tarikdi. Kerametlerini görenler pek çoktu. Her namaza duracağı zaman Kâbe’yi karşısında görürdü. Çok temiz ve saf kalbliydi. Herkesi, manevi dereceler bakımından kendisinden yukarıda zannederdi. Bir gün, kendi yaptırdığı camide, cemaatle namaz kıldıktan sonra imama; “Efendi, sizler ne kadar mübarek insanlarsınız. Ben namaza dururken, ancak üçüncü tekbirde Kâbe’yi karşımda görebiliyorum. Ne mutlu sizlere ki daha ilk tekbirde görüyorsunuz” diyerek ağlamıştı. Halbuki, o cemaat içinde kendisinden başka bu dereceye erişen kimse yoktu. Diğer bir meşhur kerameti de, serhat boylarında zamanımıza kadar halk arasında anlatılmakta idi; Rumeli’de birçok şehirler fethedilmişti. Buralardan kaçanların çoğu, Bizans’ın yazlık dinlenme yeri olan Apalonya kalesine sığınmışlardı. Osmanlı ordusu bu kaleyi hemen kuşattı. Fakat surlar çok sağlamdı. Fethi için zaman lazımdı. Sultan Murad ise işin uzamasından sıkılıyordu. Kuşatmanın ikinci günü deniz kenarında yüksek bir kavak ağacı dibine oturmuştu. 

DEVAMI  YARIN 


Bu yazı 476 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM