Koray ÜLGER
HÜDAVENDİGAR
18.12.2017

Gözleri dalgın, bir şeyler mırıldanıyordu:-Bu kahrolası yerde bağlanıp kalmak, bizi mübarek seferimizden alıkoyar. Niyet ettiğimiz cihadı ve gazayı tehir eder. Meğer ola ki Cenâb-ı Hak bu inatçı kal’anın duvarlarını yıka! Dua gibi mırıldanan bu sözler henüz bitmemişti. Bir yeniçeri koşarak geldi:-Müjdeler olsun Sultanım! Hikmet-i Hüda, Apalonyakal’asının duvarı yıkılıp gitti. Gaziler hemankal’ya girip dururlar, dedi.Koca Sultan bu müjdeyi alınca derhal şükür secdesine kapandı:-Yâ Rabbi! Senin yardımın olmadan hiçbir zafere erişilemez! Allah’ım, sana sonsuz şükürler olsun! Diye hamdetti.O kaleye hâlâ “Hüda Yıkığı”, Sultanın altında oturduğu ağaca da “Devletli Kavak” derler.Bunun gibi hadiseler çok olduğu için, Murad Han’a “Hüdavendigar”, yani “Allah’ın yardım ettiği kimse” lakabı verilmişti. Derviş-Gazi dediği silah arkadaşlarının hem sultanı, hem arkadaşı olmuştu.  Hayatı boyunca 37 kere düşmanla harbetmiş, Allah’ın izniyle hepsini kazanmıştı. Muharebe meydanını terkettiği veya düşmana sırtını döndüğü görülmemiştir. Hiç yalan söylemez ve sözünü mutlaka yerine getirirdi. Müslüman olmayanlara o kadar iyi davranırdı ki, zalimlerden korkan kavimler, onu imdada çağırırlardı. 1389 yılındayız. 1 Haziran günü Osmanlı ordusu Kosova’ya ulaştı. Bir gün sonra Allah’ın adını yüceltmek için din ve devlet uğruna düşmanla savaşmaya hazırdır. O gece otağ-ı hümayunda harp divanı toplandı. Padişah sordu:-De bakalım Evrenos beyim!..sen ki bu Urumelini karış karış kılıçlamışsındır. Tecrüben hepimizde ziyadedir. Tedbirin ne ola?-Siz daha iyi bilirsiniz Sultanım. Velâkin Padişah sorunca bildiğimizi söylemek vaciptir. Bu küffar ordusu bizden çokçadır. Üstelik gömgök demir zırha bürünmüştür. Bir çok kavim, bir çok kumandan emrindedir. Demek isteriz ki hep birlikte üzerlerine girmek, soğuk demiri dövmek gibidir. Muharebe anında onları birbirlerinden ayırmak gerektir. -Senin fikrin nedir Koca Timurtaş Paşam?-Evrenos bey haklıdır Sultanım.-Yahşi bey sen ne dersin?-Münasiptir Padişahım.-Sen ne söyleyeceksin evlat?Yıldırım Bayezid başını salladı:-Söz Evrenos’un sözüdür aziz babam.Sultan Murad harp divanını dağıtmadan son sözlerini söyledi:-Cümleniz berhüdar olasınız. Ferasetinizi açıkça bildirdiniz. Gayrı hepimiz biliriz ki, zafer ancak Allah’ın yardımıyladır. Küffar ordusu bizden beş misli fazladır. Amma ki bir Müslüman mücahid, 5000 kafirdenşecaatlidir. Beylerim, paşalarım... haydi göreyim sizi. Bu gece asker evlatçıklarımı hoşça tutasınız. Onlara Cenab-ı Hakk’a dua etmelerini vasiyet edesiniz. Helallaşasınız. Ola ki yarın çoğumuz Cennette buluşuruz.Kumandanlar, birliklerine dağıldılar.Hüdavendigar, otağında ibadete çekildi.Gece yarısına doğru çok şiddetli bir fırtına çıktı. Göz gözü görmez oldu. Sanki kıyametten bir örmek Kosova’yı  kaplamıştı.  Kur’an-ı Kerim okuyan Padişah, gene secdeye kapandı ve tarihlere geçen meşhur duasını yaptı:“Yâ Rabbi! Bu fırtına şu aciz Murad kulunun günahları yüzünden çıktıysa, masum askerciklerimi cezalandırma. Onları bağışla. Allahım! Onlar buraya kadar, sadece senin adını yüceltmek ve İslam dinini kafirlere duyurmak için geldiler. Bu fırtına afetini onların üzerinden def eyle. Senin şanına layık bir zafer kazanmalarını nasib eyle. Onlara öyle bir zafer kazandır ki, bütün Müslümanlar bayram ede. Ve dilersen o bayram gününde şu Murad kulun da sana kurban ola.”Secdeden kalkarken, Kosova sahrasına son rahmet damlaları düşüyordu. Hüdâ, Hüdavendigarın duasını kabul etmişti. O gece mukaddes Berat kandili idi. Ertesi gün, 20 Haziran 1389 sabahı, iki ordu savaş meydanında yerlerini aldılar. Sabah namazlarını at üzerinde kıldılar. Sultan Murad, ak atına binmiş, askerin en önünde ilerliyordu. Onun önünde de Yeniçeriler sıralanmıştı. Ordunun sağ kanadına Şehzade Yıldırım Bayezid, sol kanadına da Şehzade Yakup Çelebi kumanda ediyordu. Sadrazam Çandarlıoğlu Halil Paşa Padişahın yanında bulunuyordu. Malkoç Bey de ihtiyat kuvvetleri nin başındaydı.Haçlı ordusunda Sırplar, Bulgarlar, Hırvatlar, Çekler, Bosnalılar, Makedonlar ve Moldavyalılar vardı. Baş kumandan, Sırp kralı Lazar idi. Sağ tarafa Prens Brankoviç, sol tarafa Bosna kralı Tvartko kumanda ediyordu.O mukaddes günün güneşi doğarken Hüdavendigar’ın son buyruğu Kosova semalarında dalgalandı:“Yâ Allah...Bismillah...Allahüekber...”yer gök Allah Allahsadalarıyla inledi. Bu büyük meydan muharebesi 8 saat sürdü. İkindiye varmadan, Osmanlı ordusu birleşmiş kafir ordusunun çoğunu kılıçtan geçirdiler... Mağrur başkumandan Lazar da ölüler arasındaydı. İki rekat şükür namazı kılan koca Padişah, muharebe meydanını dolaşmağa çıktı. Yerde yatan bir çok şövalye, dük, prens, subay ve askere üzülerek bakıyordu. İşte bu sırada ölüler arasından bir yaralı fırladı. Elindeki hançeri mücahid Sultanın kalbine sapladı. Er meydanında güçsüz kalan bu hain, Sırp kralı Lazar’ın yeğeni Miloş idi. Yeniçeriler hemen oracıkta Miloş’u paraladılar. Murad Han, otağına götürülürken tebessüm ediyordu:-Allahüteâlâ dualarımı kabul etti. şükürler olsun, masum askerciklerime bu zaferi nasib etti ya...Gayrı Murad kulunun canı O’na kurban olsun...dedi.Gazi Padişahımız, temiz ruhunu Meleklere teslim edip, en büyük mertebeye erişti. Şehid oldu. 


Bu yazı 560 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM