Mesut KOÇ
BU NE ÖFKEEE
21.12.2017

Bir elinde poşetler, diğerinde küçük oğlunun elini tutan kadın pek bir isteksiz halde içeri girdi. Kasadan siparişini verip bir an önce gitmek istediği her halinden belli oluyordu. Siparişini söylemesine rağmen kasadaki çocuk ondan sonra gelen bayanın ödemesini alınca, yorgunluğunun üzerine bir de bu saygısız davranışa içten içe kızmaya başlamıştı bile. Eteğini çekiştiren oğluyla uğraşırken siparişini sert bir ses tonuyla verince zaten tecrübesiz olan kasadaki delikanlı kadının öfkesi karşısında iyice eli ayağına dolandı. Kasa fişini bir hışımla aldı; hızla siparişlerin hazırlandığı bölüme geçti. Henüz üç dakika geçmesine rağmen oflayıp pufladı ve yüksek sesle acele etmelerini istedi. Siparişinin hızla içeride hazırlandığını izah etmeye çalışan garsona her zaman böyle çok beklettikleri için kızdı. Hazırladıkları paketi masasına kadar getiren garsona teşekkür bile etmeden çocuğunu çekiştirerek topuklarını vura vura oradan uzaklaştı.

 

Sürekli bir öfke ve kızgınlık duygusunun resmi bu. Yaşanılan her şeyde bir sorun bulma, her şeye kızma, öfke duyma hali. Nereden geliyor bu öfke patlamaları? Bu kadar çok kızdıran durum nasıl yaratılıyor? Tüm bu öfkeye neler yol açıyor? Neden istediğini elde etmek için kızgın olmaya gereksinim duyuluyor?

 

Bugün çok sevdiğim iki değerli üstadın yorumlarıyla öfkeyi anlatıp çıkarılacak DERSİ size bırakacağım.

Kim neyi almaya hazırsa o kadarını aklına ve yaşamına koyacaktır.

 

Louise L.Hay kızgınlık ve öfke için şöyle diyor:

‘’Bana göre, sürekli kızgınlık ahmaklık şapkasını kafaya geçirip bir köşede oturmaya benziyor. Bir şey oluyor ve siz kızıyorsunuz. Başka bir şey oluyor yine kızıyorsunuz. Başka bir şey daha oluyor yine kızıyorsunuz. Ve yine yine… Ama bir türlü kızgınlığın ötesine geçemiyorsunuz. Bu size ne yarar sağlıyor? Sadece kızgın olmak için zamanınızı harcamak, aptalca bir tepki. Aynı zamanda hayatı yeni ve farklı bir şekilde görmeyi reddediş oluyor. Ne verirseniz onu alırsınız. Ne kadar çok kızgın tepkiler verirseniz, sizi kızdıracak o kadar daha çok olay yaratıyorsunuz demektir. 

Tıpkı başta verdiğim örnekte sürekli öfkeli davranan kadının kısa süre kaldığı restoranda bile ardı ardına yaratmış olduğu kızgın tepkileri gibi. Evet, ne işe yaradı böyle davranması. Koca bir HİÇ!

Mutasavvıf yazar Cemalnur Sargut ise şöyle diyor:

“Öfke kötü bir şeydir. Yani Allah öfkesini yeneni sever. Peki, öyleyse kime öfkeleneceğiz? Karşımızda gördüğümüz o hakikat Allah’ın hakkı değil mi? Öyleyse Allah’a mı öfkeleneceğiz? Öfkeyi yenebilmek için tam kızıp sinirleneceğimiz anda ‘’Ya Allah’ım benden memnun olmazsa’’ düşüncesini aklımıza getirmeliyiz. Tam birine öfkeleneceksin, Allah’ın tüm gücüyle onun arkasında olduğunu ve seni seyrettiğini idrak ettiğinde öfkelenmiyorsun. Öfkelenmek ahmaklıktır. Ahmaklık idraki olamamak demektir. Hz. İsa’nın ben herkesi adam ederim, diriltirim de ahmağı diriltemem dediği gibi”

Her iki üstadın da öfkeyle ilgili yorumunda ortak noktayı görebiliyoruz. 


Bu yazı 1260 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM