Mesut KOÇ
YALANIN MASUMİYETİ OLURMU
23.05.2018

Şu sosyal medya diye adlandırılan iletişim alanı var ya, tam bir yalan üretim merkezi. İnsanları, toplumları kendi inancı, isteği, beklentilerinin peşinden sürüklemek için her türlü yalanın masum görüldüğü medya çevrildi çevrildi ‘sosyal’ halini aldı.

Bir yalanı dört değil, on dört şahitle; bir değil on bir mahkemeyle düzeltmeye kalsanız bile su köprüyü bölmüş oluyor.

Yalanın düzeltildiği yerin essahına, doğrusuna değil; yalanın sonrasına bakıyor kitleler. Zaman oluyor, yalanı uyduranlar bile bir sokak ötede inanıyor kendi uydurduklarına, sonra da toplayıp başına avenesini koşuşturuyor meydana.

Yalan söyleyenin kastını kestirmek mümkündür belki; yalanı işitip kabul edenin ne umup ne beklediğini kestirmek pek kolay olmuyor. Haz almak, eğlence veya mutluluk aramak yalana ufak bir masumiyet katıyor belki. O da eli boş, gönlü hoşlar için geçerlidir.

"Yalandan kim ölmüş?" darbı meselini uyduranlara derim ki: "Yalandan kimin öldüğünü bilmem, ancak toplumların, milletlerin canına okur yalan." Kudretli önderler küçücük yalanlarla kaybettiler taçlarını tahtların. Büyük milletler yalanla başladılar küçülmeye.

Zamanın berinde yalancılıkla malul bir adam gidiyormuş şehre. Kendi köylüleriyle karşılaşmışlar yolda. Hal hatır faslından sonra, köylülerden biri yalancıya: "Bize bir yalan söyle de eğlenelim bu yolculukta biraz." demiş. Yalancı kişi: "Ne yalan söylemesi be kardeşim, adam öldü, ona kefen almaya gidiyorum." demiş.

Mahcup olmuş köylüler, başlarını önlerine eğip özür dilemişler, kendisinden. Yersiz, zamansız, patavatsızca adamdan bir yalan istediklerine pişman olmuşlar. Kendilerine gelip taziyelerini sunarak mahcup, üzgün köye doğru yollarına devam etmişler. Köye ulaşınca doğru yalancının babasının evine uğramışlar.

Ortalıkta, cenaze evine benzer bir durum yok. Çalmışlar evin kapısını. Yaşlı adam açmış tahta avlu kapısını, karşılamış kendilerini. Bizzat yalancının ağzından çıkan yalana kandıkları için büyük bir şaşkınlık yaşamışlar ve: "Senin oğlan, yine yaptı yapacağını!" diye söylenerek alık alık evlerine dönmüşler.

İster masumu, ister mecburu olsun yalan, insanın var olma vasıflarından şerefini, haysiyetini zedeleyip toplumun birliğini dağıtıp büyük acılara yol açmaya devam ediyor.

Yalanın mihengi, yalancıların çığlıları, haykırışları değil, insanın akl-ı selimi olmalıdır aslında. Akl-ı selim yitirildiği yerde, alıkların peşinden koşup ömrünü tükettiği bir ‘gerçeküstü’ne dönüşmekte yalan.  

 


Bu yazı 476 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.



HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

ANKETLER

Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirdiniz?

Kanal38 © 2018 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

KANAL38.COM